![]() |
|
|
|||||||
| Tarih Dünyaya yön veren tarihi olaylar burada |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
|
|
Administrator
![]() |
Bu başlık altında sizlere ermeni sorunu hakkında tüm bulduğum bilgileri koyucam.Amacım son zamanlarda bizlere her uluslar arası platformda karşımıza temcit pilavı gibi bu sorunu çıkaran insanlara tokat gibi cevap vermek ve sizleri bilinçlerdirmek. Bakın arkadaşlar biz türk gençlerinin bilinçlenmesi gerekiyor.Her zaman her yerde: ''ATAM ülken biz gençlere emanet,emanetin emin ellerde,huzur içinde uyu'' diyip dururuz.Ancak bu iş öyle kuru kuruya olmuyor.Ülke sorunlarımıza karşı bilinçlenmeliyiz.Bilinçlenmek okumak ve araştırmak ile oluyor.Eğer biz ülkemizin sorunlarını bilmez,yapılan haksızlıklar karşısında sesimizi çıkarmassak,popüler kültürün etkisi altında ezilir ''Bu ülkeyi ben mi kuratrıcam ki ilgileniyim,Ne okıycam yetkililer ilgilensin,Amaaaaaaaaan okuyup ne yapıcam,harcıyacağım vakte yazık, müzik download ederim banane,Ya şimdi bu kadar şeyi kim okıycak'' dersek,Atatürk'ün kemiklerini sızlatmış oluruz. Ermeni diasporası son zamanlarda çalışmalarını hızlandırmış,türkiye aleyhine çalışmalarda bulunmaya başlamıştır.Amaçları Sözde ermeni soykırımını tüm dünyaya kabul ettirmek ve türkiyeden toprak,para almaktır.Bu yolda çok ilerleme kaydettiler.Bugün birçok avrupa ülkesi,başta Fransa,Isviçre,Almanya gibi ülkeler ermeni soykırım yasasını kabul ediyorlar.Benden söylemesi........ Ben şahsen asla böyle bir şeyi kabul etmiycem,edememde.Benim atalarım soykırım yapmadı.Onlara tokat gibi cevabı alttaki resimde bulsunlar.Ben ve benim gibi gençler oldukça bu ülke ayakta durucaktır.Neden bizle uğraşıyorlar bu kadar hiç düşündünüz mü?Çünkü bizden korkuyorlar.Bu nedenle bizi rahat bırakmıyorlar. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] BILINÇLI BIR GENÇLIK SENIN YOLUNDA EMIN ADIMLARLA ILERLIYOR ATAM.HUZUR IÇINDE UYU!!! Sözü kısa kesip konu başlıklarını burada veriyorum.Her mesajda bir konu başlığı hakkında bilgi bulucaksınız: 1-GIRIŞ:Ermeni sorununa genel bir bakış 2-Türk-Ermeni ilişkileri 3-Sorunun ortaya çıkışı 4-Ermeni katliamları 5-24 nisan 1915 6-Yer değiştirme(TEHCIR) 7-Ermeni terörü 8-Şehit Diplomatlar 9-Önemli sorular ve yanıtları 10-Fotoğraf albümü
__________________
|
|
|
|
| Teşekkür Edenler |
|
|
#11 |
|
Bizden Biri
![]() |
NEDEN SOYKIRIM DEĞİL Soykırım (genoside), 9 Aralık 1948 tarihli “Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”nde aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır : 1. Ulusal, ırksal ya da dinsel bir grubun, toptan veya bir bölümünü yok etme niyetiyle, bir grubun üyelerini öldürmek, 2. Bir grubun üyelerine bedensel-ruhsal ağır zarar vermek, 3. Bir grubun yaşamının fiziki çöküşünü sağlayacak ortamı hazırlamak, 4. Bir grubun çocuk sahibi olmasını engellemek, 5. Bir grubun çocuklarının zorla bir başka gruba verilmesini sağlamak. Osmanlı Devleti’nin Ermenileri ihraç kararının ve uygulamasının, yukarıda tanımı yapılan “soykırım”a uyup uymadığını değerlendirmek gerekmektedir. Osmanlı Devleti, Batılı ülkelerin Ermenilerin topluca katledilecekleri iddialarına karşı 27 Mayıs 1915'te şöyle bir açıklamada bulunmuştu: "Ermeniler hakkında hükûmetçe alınan tedbirler, sırf memleketin âsâyiş ve inzibatını temin ve muhafaza mecburiyetine müstenittir. Ermeni unsuruna karşı Hükûmetin imhakâr bir siyaset takibetmediği, şimdilik tarafsız bir vaziyette kaldıkları görülen Katolik ve Protestanlara dokunmamış olması göstermektedir..." 1915'te meydana gelen iskân uygulamaları ve bu uygulama sırasında meydana gelen olaylar, yukarıdaki tanıma göre bir soykırım olarak adlandırılabilir mi ? Bu sorunun cevabını vermek için İkinci Dünya Savaşı sonrasında Nazi Almanyasının Yahudilere uyguladığı toplu imha hareketiyle, Osmanlı Devleti’nin Ermenilere tehcir uygulamasını karşılaştırmak bizleri doğru sonuca götürecektir. Osmanlı Devleti ihraç ettiği Ermenilere nasıl bir uygulama yapmıştır ? : 1- Osmanlı Devleti, Nazilerin aksine, topraklarında yaşayan Ermenilerin belli bir coğrafyadakilerini nakletmiştir. Nakil, Osmanlı Devleti'ne karşı silaha sarılan Ermeni gruplarını ve onlara lojistik destek verenleri kapsamaktadır (Bkz. Harita 1). 2- Nakledilenler yine Osmanlı sınırları içinde yer alan bir coğrafyaya göç ettirilmiş, göçe tabi tutulanlara, Nazilerin evlere baskın yaparak yaka-paça toplama kamplarına sevk uygulamalarının aksine, göç hazırlığı yapmaları için bir hafta ile 15 gün arasında süre verilmiştir. 3- Göçen Ermenilerin tüm ihtiyaçları (yiyecek, sağlık, bilet temini v.s.) devlet tarafından "Muhacirîn tahsisatı"ndan karşılanmış, bir şehir ve kasabada yaşayan Ermenilerin tümü sürgüne gönderilmemiş, hastalar, yetimler, katolik ve protestan mezhebi mensuplarıyla, zanaat sahipleri ve orduda görev yapanlar tehcir kapsamı dışında tutulmuştur. 4- Göçe tabi tutulanlar, Nazilerin toplama kamplarının aksine, gittikleri yerlerde, devlet tarafından evler yapılması, hayatlarını devam ettirebilmeleri için yerleştirildikleri yerlerin ziraate elverişli olması ve göçmenlerin geldikleri vilâyetlerin belirlenerek, nüfus kayıtlarının çıkarılması karar altına alınmıştır. 5- Nazi kamplarının aksine, hasta göçmenler için kamplarda hastahaneler kurulmuş, göçmenlerin sağlık sorunları ile ilgili olarak çeşitli ülkelerin sağlık ekiplerine kamplarda görev yapmaları için izin verilmiştir. Konsolos raporlarına göre, bu yabancı sağlık mensuplarından bazıları bulaşıcı hastalık nedeniyle ölmüştür. 6- Kimsesiz çocuklar ve yetimler, yetimhanelere ve bazı zengin ailelerin yanına yerleştirilmiş, 1919 yılında geri dönüş izni verilince bu çocuklar yakın akrabalarına teslim edilmiştir. 7- Aşiretlere ve sivil halkın saldırısına karşı kafileleri korumak üzere jandarma görevlendirilmiş, suistimalde bulunan görevli ve halktan kimseler mahkeme edilerek cezalandırılmıştır. 8- Zorunlu göçten kurtulmak için müslümanlığı kabul ettiğini söyleyenlerde göç ettirilmiş, fakat bir müslümanla evlenmiş kadınlar göçten muaf tutulmuştur. Bu gibilere, savaş sonrasında çıkarılan bir yasa ile, istedikleri takdirde eski dinlerine dönebilme imkânı tanınmıştır. 9- Savaş, kuraklık, çekirge istilâsı, seferberlikten dolayı iş yapabilecek hemen bütün erkeklerin silah altına alınması gibi nedenlerle, tarladaki mahsulün kaldırılamamasının bir sonucu olarak ortaya çıkan yiyecek sıkıntısından dolayı, başta Amerika olmak üzere çeşitli devletlerin yardım kuruluşlarının yardım talepleri kabul edilmiş, bunlar tarafından Suriye’deki Ermenilere yardım edilmiştir (Bkz. Belge 11). 10- Savaşın sona ermesiyle birlikte, devlet tarafından çıkarılan "geri dönüş kanunu" ile göçmenlerin evlerine dönmeleri sağlanmış, Ermeni Patrikhanesi’nin tespitlerine göre 644.900 Ermeni geri dönmüştür (Bkz. Belge 12). Evet yukarıda bahsedilen Belge 11'i dikkatlice okumamız halinde, zorunlu göçün henüz sona erdiği 3 Şubat 1915 tarihi itibariyle Suriye’de 500 bin Ermeni göçmenin mevcut olduğunu görüyoruz. Bu rakam, aslında bir milyon Ermeninin göç sırasında öldüğünü rapor eden bütün konsolos raporlarını yalanladığı gibi, Osmanlı Devleti’nin, muhtaç göçmenlere yardım için uluslararası kuruluşlara kamp kapılarını açtığını, dolayısıyla sadece Suriye'de 486 bin kişiye yardım edilmesine izin vermek suretiyle, Ermenileri imha düşüncesinde olmadığını ispat ediyor. Buna bağlı olarak, göç bölgelerindeki Ermenilerin belli bir kesiminin zorunlu göç kapsamına alınması, diğerlerinin evlerinde bırakılması, “etnik temizlik” veya "soykırım" iddialarını tümüyle ortadan kaldırıyor. Nitekim özellikle ülkenin İstanbul, Bursa, Kütahya, Edirne gibi savaş mühimmatının sevkedildiği bölgelerin dışında bulunan şehirlerinden, terör mensupları hariç, kimsenin zorunlu göçe tabi tutulmadığı yabancı ve Osmanlı belgelerinde yer alıyor. Ayrıca göç kapsamındakilerin topluca imha edilmesi gibi bir art niyetin olmadığını, göç edeceklere hazırlanmaları için süre verilmesi de gösteriyor. Hele hele göçe tabi tutulanların, gittikleri yerlerde, geldikleri şehirler de belirtilmek suretiyle, nüfus defterlerine kaydedilmelerinin emredilmesi, hayatlarını devam ettirebilmeleri için ziraate uygun bölgelere yerleştirilmelerinin istenmesi, imha düşüncesiyle bağdaşmıyor. Bütün bu saydıklarımızla, Nazi Almanyası'nda Yahudilere uygulanananlar arasında hiçbir benzerlik bulunmamaktadır. Bu durumda 1915'te cereyan eden olayların soykırım olarak tanımlanması mümkün değildir. Nitekim soykırım olduğunu iddia edenler, bugüne kadar "soykırım"ı ispat edecek bir belge sunamamışlardır. Tezlerini kuvvetlendirebilmek için, Talat Paşa'ya atfedilen sahte telgraflar ortaya atmışlardır. Ancak bu telgraflar üzerinde yapılan incelemede, telgraflar üzerinde Osmanlı bürokrasisinin mutad işlem kayıtlarının bulunmadığı, telgrafın gönderildiği iddia edilen valinin, o tarihte o vilâyette valilik yapmadığı, her Osmanlı belgesinin en üstünde yer alan besmeleye farklı şekilde yer verildiği ve en önemlisi de Talat Paşa'nın imzasının sahte olduğu ortaya çıkmıştır. Soykırım iddiasında bulunanların en önemli açıklarından biri de, 1915'ten itibaren öldürüldüğü iddia edilen Ermenilerin sayısının sürekli yükseltildiğidir. 600 binlerden başlayan rakamlar, günümüzde 1,5 milyona çıkarılmıştır. Halbuki, o tarihlerde yabancı devletlerce yapılan nüfus tespitlerinde, Osmanlı Devleti'nde yaşayan Ermenilerin toplam nüfusu ortalama 1,5 milyon olarak gösterilmekte, hattâ Ermeni Patrikhanesi bile 1,915,000 rakamını vermekteydi. Nitekim güvenilir olarak bulunan Patrik Malachia Ormanian da Ermeni nüfusunu 1,895,400 olarak vermektedir. Bu durumda ancak 400 bin Osmanlı Ermenisinin hayatta kalması gerekirdi. Aşağıdaki cetvelde, çeşitli kaynaklarda belirlenen Ermeni nüfusu görülmektedir : Kaynağın Yılı Yazarı Osmanlı Ermenileri 1892 Vital Cuinet 1.475.011 1896 Felix Weber 1.000.000 1901 H. F. B. Lynch 1.325.246 1901 Lodovic de Constenson 1.383.779 1910 Encyclopedia Britannica 1.500.000 1913 Ermeni Patrikhanesi 1.915.651 1913 Lodovic de Constenson 1.400.000 1914 Daniel Panzac 1.5-1.600.000 1914 Justin McCarthy 1.698.303 1914 Osmanlı nüfus sayımı 1.229.007 1914 Stanford J. Shaw 1.294.851 1914 David Magie 1.479.000 1919 Dr. Lepsius 1.500.000 1923 Claire Price 1.500.000 1923 E. Alexander Powell 1.500.000 Oysa ki, 1919 yılı itibariyle, Osmanlı topraklarından diğer ülkelere gerçekleşen göçlere rağmen, Amerikan arşiv belgelerinde bulunan ve Ermeni Patrikhanesi’nce, diğer ülkelere göçenler hariç, sadece Anadolu’daki evlerine geri dönenler 644,900 olarak verilmekte, bütün dünyadaki Osmanlı Ermenilerinin sayısı ise 1,200,000 olarak gösterilmektedir. Bu durumda 1,5 milyon Ermeninin öldüğünü iddia edenlere şu soru sorulabilir. Ölen Ermenilerin toplu mezarları nerededir ? Zira her bir toplu mezarda 500 kişi olsa, 3,000 toplu mezar olması gerekirdi ki, Anadolu'nun her kazma vurulan yerinden toplu mezar çıkardı. Son olarak, savaşın sone ermesinden ve İstanbul’un İtilâf devletlerinin eline geçmesinden sonra, katliam iddialarına karşı Osmanlı Devleti, dört tarafsız ülkeye resmen başvurarak konuyu araştırmak için ikişer hukukçu talep etmiştir. İyi niyetle yapılmış bu talep, başvuru yapılan İspanya, Hollanda, Danimarka ve İsveç tarafından reddedilmiştir. Aslında bu durum, o dönemde dahi sorunun siyasî olduğunu ve çözümün istenmediğini ortaya koymaktadır. bu dökümanı ve dökümanda gönderme yapılan şekil ve resimleri pdf olarak indirmek için [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
tövbekar iktisatçı! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Yeni Üye
Üyelik tarihi: 27.06.08
Nerden: yozgat
Mesajlar: 49
Konular: 0
Ettiği Teşekkür: 42 1 Mesajına 1 Kere Teşekkür Edildi |
evet,şanlı tarihimizde kesinlikle ermeni soykırımı veya buna benzer diğer ırk ve dinlere karşı herhangi bir saldırı vb. olmamıştır,bunlar diğer devletler tarafından uydurulan yalanlardır,herkesin bildiği gibi günümüzdeki ermenilerin kurmak istedikleri büyük ermeni devleti için yapılan uydurma haberlerdir,tabi bu uydurmayı kabul eden fransa devleti başındaki şahsiyetininde ermeni asıllı olduğu ve fransada yaşayan ermeni asıllıların fırsat bilmeleridir... ![]()
__________________
yiğidin harman olduğu yerden
|
|
|
|
|
|
#13 |
|
Yeni Üye
Üyelik tarihi: 14.12.08
Mesajlar: 5
Konular: 0
Ettiği Teşekkür: 0 0 Mesajına 0 Kere Teşekkür Edlidi |
Karşılıklı olarak bir şeyler olmuş ve sonuçta ortada bir isyan var. İsyan eden bir halka her imparatorluk gereken cevabı verir. |
|
|
|
|
|
#14 | |
|
Yasaklı Üye
![]() Üyelik tarihi: 22.06.06
Mesajlar: 312
Konular: 58
Ettiği Teşekkür: 162 180 Mesajına 465 Kere Teşekkür Edlidi |
Alıntı:
Ancak isyandan kasıt haklarını savunmak amacıyla sorunları gündeme getirmekse yani şiddet eylemine girişmeyip devletin düzenine ve hukukuna zarar vermeyen bir eylem söz konusu oluyorsa devletin güvenlik kuvvetlerinin görevi sınırlar aşılmadığı sürece eylemcileri korumaktan öteye geçemez. O halde şiddet içeren bir eylem, ölçülü güç ile pasif hale getirilmeli, amacının haklarını savunmak olduğu hatırlatılmalıdır. O halde gereken cevaptan kasıt ortak bir nokta bulmaktır. Bu da demokrasinin temelidir çünkü azınlığın, çoğunluğun veya tek bir kişinin değil herkesin yönetimi geçerlidir. İmparatorluk ise gereken bir cevabı asla veremez çünkü tekeldir. Meşruiyetinin temeli güce dayanır. Hak isterseniz, size gücünü gösterir. Gücünü göstermesinin nedeni ise hak verdikçe gücünün azalmasıdır. Cumhuriyet ve demokrasinin olduğu yerde yöneticilere yönetme yetkisini veren halktır. Halk gerekli gördüğünde bu yetkiyi yöneticinin elinden alır. İmparatorlukta ise yönetici yönetme gücünü kendinden alır bu nedenle yönetim keyfidir ve bir kişinin eline bakar. Ermeniler 1915 yılından bu yana aynı olay için 60.000 kişi, 120.000 kişi, 250.000 kişi, 500.000 kişi ve en son 1.000.000 kişi öldürüldü iddialarında bulunmuşlardır. Bu olay "onlar da bizimkileri öldürdü ama.." şeklinde savunulamaz. Keza "çeteler öldürdü Osmalı Devletinin ordusu öldürmedi" şeklinde de savunulamaz. Çünkü bir devlet, toprakları içerisindeki bireylerin can güvenliğini sağlamaktan sorumludur. Ancak bu dediklerime karşın ben kendi kanaatimce "Ermeni Soykırımını" kabul etmiyorum. Çünkü Osmanlı Devleti bu durumlardan sorumlu tutulabilecek hatalar yaptı veya yapmadı bu bir başka tartışma konusudur ancak Osmanlı insanı bu durumları yapmaya itilmiştir, provoke edilmiştir. Bunun yanında o dönemde Osmanlı topraklarında bir iç savaş söz konusudur ve mevcut düzen korunamamaktadır. Öldürmek hiç bir zaman için başvurulmayacak bir yöntem olmasına karşın halk komşularının, çocuklarının, anne babasının, torununun, dedesinin, ananesinin gözü önünde insanlık dışı şekilde Ermeniler tarafından işkence görmüş ve öldürülmüştür. "Well ordered state" yapısının olmadığı ve herkesin kendi kuralını uyguladığı yerde (Türk'ü de Kürt'ü de Rum'u da Ermeni'si de buna dahildir) kural dışına çıkmak olağan bir durumdur ve kural dışına çıkanlar kuralların işlemediği yerde toplumsal olarak değil bireysel olarak sorumludurlar. Yaşananlar acıdır, ancak bunun yasını tutmak ölenleri yüceltmek en azından bir özür beklemek yerine soykırımı kabul ettirip tazminat koparma, bunu tehdit unsuru olarak kullanıp çıkarları uğruna Türkiye'yi yönlendirme çabası sanırım ahlaksızlıkların en büyüğüdür ve o dönemde ölen hem Ermeni hem de Türk insanına büyük saygısızlıktır. |
|
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|