![]() |
|
|
|||||||
| Psikoloji-Felsefe Psikoloji-Felsefe hakkında genel kültür bilgilerini buradan okuyabilirsiniz |
| Tags: aclik, ahlak, deccal |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | |||||||||||||||||||
|
Bizden Biri
![]() |
Bir ibadet olarak Oruç ve İslam ekseninde Empati ve Ahlakın Gelişmesi Giriş Bu yazıda oruç konusu geniş bir çevreve ile alınmış, empati ve ahlak unsurları ile ilişkilendirilmiştir. Oruç konusu ele alınırken oruç’un içerdiği uygulama sorunlarına değinilmiş ve her coğrafyaya uyumu sorgulanmıştır. İnsani bir değer olan bilinçli aç kalma ve istekler karşısında bilinçli olarak isteklerden uzak kalma güdüsü/eylemi yine insani değer olan empati ve ahlak ile ilişkilendirilmiştir. Ahlaki gelişmede empatinin yeri ile ahlaki gelişmede orucun yeri ahlaki gelişmenin oluştuğu çocukluk çağı ve ahlakın gelişimi ele alınarak irdelenmiştir. Asıl amaç oruç’un ahlakı geliştirip geliştirmediğinin sorgulanmasıdır. Oruç için pek çok kaynak kullanılabilir ama ben diyanet işleri başlanlığı sitesini, kuran mealini, hadisleri ve gerekli olduğunda çeşitli kitapları kaynak olarak kullanacağım. Hemen her kaynakta olduğu gibi söz konusu din olunca abartarak övmek, güzel sebepler bulmak, bazı bilgileri çarpıtmak ve bunları söz konusu olayı alabildiğine yükseltmek çok sıradan bir şey. Hatta o kadar sıradan ki bunların farkına bile varmıyoruz. Empati ve ahlaki gelişme konularında mümkün olduğunca bilimsel kaynaklardan yararlanmaya çalıştım. Ayrıca bu yazı, kişisel birikimim ve bakış açımla ele alınmıştır. Tutarlı yaklaşmaya çalıştım. Amacım insanların içinde bir boşluk oluşturmak değil dünyaya bakışlarına farklı bir açı katmaktır. İçerik ele alınırken alanında akademik eğitim almış bir olmadığım bilinmeli. Alıntı yapılan kitaplar kişisel kütüphanemde bulunan kitaplardan ve günlük okumalarım arasından tesadüfen seçilmiştir. İnternet adresleri de yine sık sık uğrayıp irdelediğim adreslerdir. Yazı geliştirilmeye muhtaçtır. Bu yalın ve kaynakların yeterince irdelenmediği haliyle bile oldukça uzundur. Belki zaman içerisinde düzenlenerek, geliştirerek yenilenebilir, geliştirilebilir. Ancak önemli bir konuya giriş oluşturacağını düşünmekteyim. Alt başlıklar; 1. İslam’a göre Oruç’ un İslam öncesi dinlerdeki yeri 2. Oruç’ un İslam’daki yeri 2 i. Ayetlerle oruç çeşitleri 2 ii. Oruç çeşitlerine göre oruç süreleri?3. Oruç’un sebepleri ve faydaları nelerdir? 3 i. Daha sağlıklı, ahlaklı ve uzlaşmacı biri olmak için oruç4. Empati ve vicdan gelişiminde cezalandırma türünün önemi 4 i. Emapati ve Ahlak Gelişiminin Önemi1. İslam’a göre Oruç’un İslam öncesi dinlerdeki yeri Diyanet şöyle diyor; Alıntı:
Alıntılarım [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] sitesinden olacak. Ancak oruç ile ilgili bütün ayetleri alıntılarsam yazı çok uzun olacaktır. Diyanet vakfının mealinde “oruç” yazıp aradım 13 sonuç çıktı. 2. Oruç’ un İslam’daki yeri 2 i. Ayetlerle oruç çeşitleri Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Cevapsız bir soru olarak kalacaktır diye düşünüyorum… 2 ii. Oruç çeşitlerine göre, oruç süreleri? Yukarıda bahsedilen oruçlar için farklı sayılar var. 2 ay arka arkaya, 3, 3+7 gibi çeşitli şartlar altında çeşitli kurallar belirlenmiş. Ancak ramazan orucu hakkında belirli süre şu ayetle iletilmiş; Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bu durum; aylarca gece ve aylarca gündüz yaşanan coğrafyalarda oruç ve namaz ibadetinin nasıl yapılması gerektiği konusunda bir belirsizlik oluşacaktır. Yani hem oruç hem de namaz zorunluluğu havada kalmaktadır. Aynı zamanda da bu durum hakkında bir düzenlemenin düşünülmediğini görülmektedir. Zira insanlık, tarih boyunca pek çok göçlerde bulunmuş ve pek çok coğrafyaya yayılmıştır. Göçler insanlığı kutup bölgesine kadar taşımıştır. İnsanlar Kuzey Ülkelerine yerleşmişlerdir. Türklerin Kuzey Asya ve Kuzey Amerika arasında bulunan Bering boğazını kullanarak donmuş denizin üstünden Amerika kıtasına göç ettiklerini öne süren bir teori bile bulunmakta. Bu teoriyi kanıtlamak için muhtemel göçün olduğu muhtemel şartlarla, Bering boğazını kullanarak Asya’dan Amerika’ya köpeklerle birlikte geçen bir sporcumuz dahi vardır. Kısaca semavi dinlerin en azından sonucusu insanlara bildirildiğinde insanlar hali hazırda kutuplara yakın coğrafyalarda yaşamaktaydılar. Günümüzde de dünya nüfusunun bir kısmı yine bu coğrafyalarda yaşamaya devam etmektedirler. 2 iii. İlahi bir emir olarak orucun coğrafi farklılıklar ile ilgili sorunu Kuran’ın herhangi bir coğrafya için herhangi bir zaman dilimi düzenlemesi yoktur. İslam coğrafyasındaki (İslam’ın doğuş yeri olarak; Ortadoğu, ayrıca ağırlıklı olarak 45K, 45G paraleller arası.) uygulanışı peygamberin hadisleri vasıtasıyla yapılmıştır. İslam coğrafyasına çok uzak olan kutup ekseninden dönemin şartları gereği çok fazla bilgi sahibi olunmadığını, gidilip görülmediğini düşünürsek (hatta bir düzenleme olmayışı da bunu doğruluyor) İslam peygamberinin bu konuda bir düzeleme yapmamış olması normaldir. Kuranda zaten bulunmayan düzenleme ve İslam peygamberinin uzak coğrafyaları bilmiyor oluşu İslam’ın mutlaklığı konusunda şüpheler oluşturmaktadır. Ayrıca İslam’ın yoğun yaşandığı kuşak da 45 derece paralelleri arasındaki coğrafyadır. Bunun sonucu olarak da kutup kuşağına kadar ulaşacağı zamana kadar bu sorun pek fazla düşünülmemiştir. Sonrasında akıllarda oluşan çeşitli sorulara, Kuranda ve İslamiyet’te çözümler aranmış sonuçta ise şu ortaya çıkmıştır; “Takdir Yetkisi”. 2 iv. Coğrafi farklılıklar soruna çözüm olarak Takdir Yetkisi ve Deccal hadisi Diyanet işleri başkanlığının sitesinde bu mevzu uzun uzun anlatılıyor. Ben bazı yerlerini alıntılayayım; Alıntı:
Buradan anladığımıza göre; Deccal geldiğinde; 1 gün bir yıl kadar sürecek 1gün bir ay kadar sürecek 1 gün bir hafta kadar sürecek 37 gün normal gün kadar sürecek Toplamda = 40 gün yeryüzünde kalacaktır. Burada bir kişi peygambere şunu sormuştur; Peki, gün bir günden fazla sürünce ne yapalım? Cevap; bir günlük namaz kılmak olmaz, 1 yıllık, 1 aylık, 1 haftalık kılınmalı. Artık bir gün ne kadar sürdüyse… Namaz vakitlerini de takdir (yani tahmin ya da ayarlama gibi) yöntemiyle yapınız. Buna benzer bir durumda ramazan ayının son gününde hava bulutlu olurda ay’ı göremezseniz takdir edip bir gün daha ekleyin ve 30’a tamamlayın şeklinde bir yöntemdir. Tabi çağımızın gözlem evi, teleskop, uydu teknolojisi yokken geliştirilmiş bir çözümdür bu. Aynı Deccal’ın geldiğinde uygulanması istenen yöntem gibi… Burası da yine dinin çağın gereklerine göre düzenlenmiş olduğunu gösterir. Yani teleskop ve uydu teknolojisi gibi konular o zamanlar düşünülemeyeceği için elbette yer de verilmemiştir. Ayrıca deccal konusu şu başlık altında ele alınmıştır; [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Konumuza devam edelim; 3. Oruç’un sebepleri ve faydaları nelerdir? Diyanet işleri başkanlığının belirttiğine göre öncelikle; Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Orucun sebebi olarak; Allah’ın emri olması, inanan olarak yerine getirilmesinin sebebi ise Allah rızası kazanmak adına Allah’ın bir emrini yerine getirmektir sonucu çıkarsana bilmektedir. Orucun faydaları; Tabi olunan dinin tanrısı için en temel koşul tanrının insanların iyiliğini düşünüyor ve ona göre kurallar koyuyor olmasıdır. Bu sebeple oruç ibadeti de gerek Müslümanlarda gerek diğer dinlerde tanrının insanlar için bir iyilik düşündüğü fikri sebebiyle çeşitli faydalarla övülmektedir. Hatta bu faydalar o kadar çok övülmektedir ki kişisel sağlık, ahlaki gelişim, toplumsal uzlaşı gibi konularda çok iyi çözüm olarak görülmekte ve sağladığı faydalar aynı zamanda orucun sebepleri arasında da görülmektedir. Yani Allah oruç tutun emrini verirken oruç tutun ki daha sağlıklı olasınız, oruç tutun ki ahlakınız gelişsin, oruç tutun ki gelişen ahlakınız ile toplumsal uzlaşıyı sağlayabilesiniz demektedir. 3 i. Daha sağlıklı, ahlaklı ve uzlaşmacı biri olmak için oruç Oruç tüm bu iddia edilen faydaları insanlara sağlıyor olabilir. Belki bilmediğimiz başka faydaları da vardır. Ya da hiç görmek istemediğimiz zararları da vardır belki… Ya da ilginç bir şekilde aslında işlevsizde olabilir. Tüm bunlar için cevaplar pek çok bilimsel araştırma ile verilebilir. Ancak dinlerin verdiği cevap; “Allah insanlar için kötü bir şey istemez, bu sebeple oruç kesinlikle faydalıdır” şeklindedir. Bence orucun geliştireceği tek şey empatidir. Alıntı:
Alıntı:
4. Empati ve Vicdan Gelişiminde Cezalandırma Türünün Önemi Alıntı:
![]() Dünya genelinde suç oranları ile ilgili olan tabloya bakılacak olursa Müslüman toplumlarda suç oranı hiçte aşağılarda değil. Tabloya göre en az suç oranı Budist toplumlardaymış… [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Determinants of crime rates in Latin America and the world: an empirical ... Yazar: Pablo Fajnzylber,Daniel Lederman,Norman Loayza 21. sayfa Ayrıca; Alıntı:
4 i. Empati ve Ahlak Gelişiminin Önemi Kohlberg’in Ahlak Gelişim Kuramı ile ayrıntılı bir şekilde ele alınmış konuyu kısa başlıklarla ele alıyorum daha kapsamlı bir şekilde okumak isteyen olursa linkten okuyabilir. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Alıntı:
Bu aşama ahlak gelişiminin sonuncu aşamasıdır. Kişi, ahlak ilkelerini kendisi seçip oluşturur. Bu ilkeler, adalet, eşitlik, insan hakları gibi bazı soyut kavramlara dayalıdır. Bu ilkeleri ihlal eden kanunlara uyulmamalıdır. Çünkü “adalet yasanın üstündedir.” Bireyin haklarına saygı esastır. 4 ii. Oruç’un Empati ve Ahlak Gelişimi Üzerindeki Etkisi ve Sonuç Ahlak gelişimi açısından en önemli unsur olan sorma ve sorgulama, kuralları yorumlama güdüsü dinlerin elinde bir baskı altında kaldığı için dinlerin ahlak geliştirme usulü ancak emir ve dayatma ile olmakta. İnsani vicdanı yeterince besleyememekte; insanları ölümden sonraki hesap gününe dair bir beklenti içerisinde yaşamaya sevk etmektedir. Bu durumda yaptıkları karşısında fiziki bir ceza ya da sevgi eksikliği gibi bir ceza almamak için suçtan sakınan çocuklar gibi suç eğilimlerinin önüne geçmektedirler. Yani kısaca insanlara kutsal kaynaklardan beslendiklerini söyleyen dinlerin ahlakı düzenleme adına dayattıkları kurallar, çocuklara şiddet ya da sevgi eksikliğiyle öğretilen (aslında öğretilemeyen) ahlak yapısına bürünmektedir. Bu sebeple oruçta ahlak gelişimi açısından yeterli bir unsur değildir. İnsanlar mantıklı sorgulamalar yaparak toplumun içinde daha önce oluşturulmuş zararlı kurallardan arınmalıdırlar. Böylece “adalet yasanın üstündedir” düsturunu anlarlar ve dinlerin vaat ettiği ancak veremediği bireyin haklarına saygıyı geliştirebilirler. ------------------------------- giriş kısmında yazı ile ilgili bilgi verilmiştir. yazının içeriğindeki kaynaklar alıntının hemen arkasından verilmiştir, ayrıca bir kaynakça yazılmamıştır.
__________________
tövbekar iktisatçı! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
#2 |
|
Bizden Biri
![]() |
okuma kolaylığı sağlaması ve alıntıların yazıda ayırt edilebilmesi için yazıda düzenlemeler yaptım. şimdi daha kolay okunabilir bir durumda.
__________________
tövbekar iktisatçı! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Bağımlı Üye
![]() |
yazın baaya uzunmuş hepsini okuyana kadar sorcam soruları unutmamak için not almak zorunda kaldım eline sağlık aklıma takılan bir soru var da... 1. orucun kalkan olarak kullanılması sonucu kötülüklerden korunup allah hatırlatıp ondan korkmamız gerekdiğini bize gösterir denmiş ve oruç süresi de senede 30 gün olarak belirtilmiş 30 sorum burdan başlıyo bu kalkan bizi 30 gün mü koruyo çünkü 30 gün sonunda kimseye ben orucum diyemeiz bu gerekemez artık yada düz mantık her sene oruç tutuyoruz orucun bizi koruma süresi 1 senemi..1 kere tutunca seneye işe yaramıyomu bu koruma ? 2. empati kazandırması konusu benim için tam bi saçmalık çünkü oruç tutanlar sahur da kalktıklarında günü geçircek kadar yiyip yattıktan sonra yemek saatinin gelmesini sofra başında 10 çeşit yemekle beklerler nerde kaldı anlamamız gereken aç insanlar ? onların ne gece karınlarını tamamen doyurup günü geçirmeye nede 10 çeşit yemek sofrasıda dk sayarak sevap kazanmaya ( sofrada beklemek sefapmış ) güçleri vardır. işin daha da komik kısmı nedense toplumda oruç tutmayı en çok benimseyenler yine o kesim dir sanırım alışık olduklarından olsa gerek bilemiyorum artık... bu soru olmadı ama yorum olarak da iş görürü... çocuka verilen ceza konsunda bilenen basit başka bir mantık onu sorunları çözme şeklinde dile getirile bilir. olay sonucunda ceza gören çocuk sucu anne babasına atmakla kalmaz yakalanmadığı sürece ceza almadığını anladığı için yalana başvurur bu da bireyin dürüslükten uzak büyümesi anlamına gelir...
__________________
HER NE KADAR SÜRC_Ü LİSAN ETTİM SE ETTİM NAPİM YANİ!!!
|
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
Bizden Biri
![]() |
koruma ve kalkan ilişkisi, bakara 183'ün sonunda geçen ( farklı meallerden alıntı ile; ) "umulur ki korunuzsunuz", "ta ki korunasınız", "Bu sayede korunmanız umulmaktadır.", "Tâ ki sakınabilesiniz.", "sakınıp korunasınız diye", "(günahlardan) korunmanız için", "Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye" sözcüklerinden yola çıkılarak şu şekilde yorumlanmış; Alıntı:
kalbine allah korkusu iyice yerleşen insan, allah'ın istemediği şeyleri yapmaktan (yani kötülükten) kaçınmaktadır. alah korkusu iyice yerleşirse koruma konusunda günün bir önemi yoktur 30 günde olur 30 bin günde olur. ahlak gelişimi konusunda ele aldığım gibi vicdan geliştirici cezalar daha sağlıklı bir ahlak gelişimi sağlamış bireyler yetiştirecektir ve fakat allah korkusu ahlak gelişimi konusunda nasıl bir sağlıklılık sağlar bilinmez. allah herşeyi bilir, allah herşeyi görür düşüncesi ile yakılmak, azap çektirilmek vb gibi cezaların onu beklediğini düşünen insan allah'ın istemediği şeylerden uzak duracaktır diye düşünülmekte. ayrıca bu duruma birde sevgi eklenmetedir. allahtan korkulduğu için değil allahın sevgisi kazanılmak için günahlardan uzak durulur... bir sevgi kaynağı olarak allah söz konusu olduğunda ise, allah'ın istemediklerini (yani kuralları) yaptığımız takdirde aldığımız cezalar; Alıntı:
başka insanlara verdiği zarar çok fazla düşünülmemektedir ki; sokaklarda aç çocuklar - insanlar bulunmakta. şirketlerin dünyayı sömürmesine ve güçsüz bulduğu heryerde güçsüz bulduğu her insanı kullanmasına ve bir kenara atmasına izin verilmektedir. kadınlar aşağı görülmekte, erkekeğe muhtaç görülmekte ve erkek ondan üstün görülmektedir. küçük yaşlardaki kadınlar erkeklerle evlenmeye ve dolayısıyla cinsel ilişkiye girmeye zorlanmaktadır. herşeyden bir parça uzaklaşıp insanlara bakıldığında insanların aslında ne kadar ahlaksız olduğu görülmektedir. bu ahlaksızlık için de insanlar suçludur, oysa dinlerde öyle demektedir; evet insanlar suçludur. ancak dinler farklı açıdan bakmaktalar. örneğin islam dini; "allah'ın söylediklerinden, emirlerinden uzaklaştıkları için insanlar böyle oldular" düşüncesine götürmektedir. oysa, insanlar ibadet ediyor, oruç tutuyur pek çok şey yapıyor hatta dini eleştiren olunca öldürüyorlar, sisteme dokundurtmuyorlar bile... din hemen cevap veriyor; olsun şekli olarak ibadet ediyorlar gibi görünebilir ama insanın içinde kim bilir ne var. gönülden bağlı değil... söyler misiniz üstüne bomba bağlayıp gidip din adına bunu patlatan adam neresinden bağlıdır dine? bombayı patlatırken dinine ve toplumuna zarar verenlerle savaşmaktadır. piklikleri temizlemektedir. cihad yapmaktadır...
__________________
tövbekar iktisatçı! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
||
|
|
|
|
|
#5 |
|
Bizden Biri
![]() |
bu uzuuuunnn yazıyı okuyanlar parmak kaldırsın
__________________
tövbekar iktisatçı! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Bağımlı Üye
![]() |
daha uzunlarını da yazmıştın kendine haksızlık etme...
__________________
HER NE KADAR SÜRC_Ü LİSAN ETTİM SE ETTİM NAPİM YANİ!!!
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Bizden Biri
![]() |
sağol da sonrada vay efendim şunu dedirtmem bunu dedirtmem deniyor. böyle yazılar okunsa ele alınsa keşke... iki cümlede birşeyleri eleştirmeyi, banane yaa demeyi bende bilirim. insanlara gösterdiğim saygıyı göremiyorum fakat bu beni değil saygı göstermeyeni daha niteliksiz yapıyor.
__________________
tövbekar iktisatçı! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Bizden Biri
![]() |
Bu gzl yazı için teşekkürler KURBAN.O zaman ben; Allahımı sevdiğim için oruç tutuyorum.Akifin dediği gibi;"Aldanma İnsanların Samimiyetine, Menfaatleri İçin Gelirler Vecde, Vaad Etmeseydi Allah Cenneti, O'na Bile Etmezlerdi Secde..!"onlardan bizi uzak tutsun.Kalbimiz gerçek Allah sevgisiyle dolsun... Devam edecek...
__________________
Kpss Pırafösörü |
|
|
|
|
|
#9 | |
|
Bizden Biri
![]() |
sayın byçellist allah sevgisi ve allah sevgisi adına yapılanları (ibadet, cihad vs), allahın kuran ayetlerindeki bildirileri - emir ve yasakları ayrıca koyulan kurallara uymayanlara nasıl davranılacağı, emir ve yasaklara uyanlara nasıl davranılacağı- gibi konuları kapsadığı aşikardır. bütün bunları "stockholm sendromu" ile birlikte ele alabilir misin? aldığın eğitimin içinde ufakta olsa bu konuya değinilmiştir diye düşünüyorum. ~ "stockholm sendromu" sendromu ilgili akademik bir veriyi şuanda yayınlayamıyorum. bir süre sonra bu konu ile ilgili bir süre sonra bir başlık açıp çeşitli alıntılar yayınlayacağım. ben bu başlığı açana kadar beklemek istemeyen arkadaşlar ilgili konu üzeine bir başlık açıp şimdiden veri alışverişine-tartışmaya başlayabilirler ~ akademik olmamakla birlikte fikir vermesi adına ufak bir alıntı yapıyorum; Alıntı:
__________________
tövbekar iktisatçı! [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
|
|
| Teşekkür Edenler |
|
|
#10 |
|
Administrator
![]() |
Kesinlikle katılıyorum.Ak parti kesinlikle bir stockholm sendromudur.Aynen aşağıda sıralananlar gibi rehineler tarikat üyeleri ve dinsel baskı altındakiler savaş esirleri cinsel tacize maruz kalan çocuklar pazarlanan* hayat kadınları aile içi şiddet mağdurları
__________________
PAYLAŞ----------------------TARTIŞ DÜŞÜN------------- EĞLEN
KONUŞ |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|