![]() |
|
|
#1 |
|
Yalemforum Dostu
![]() Üyelik tarihi: 07.11.06
Nerden: Ankara
Mesajlar: 1.322
Ettiği Teşekkür: 335 240 Mesajına 842 Kere Teşekkür Edlidi |
Türkiye’de Uluslar arası Af örgütünün raporuna göre kadınların %68’i kocaları tarafından fiziki şiddete %36’sı aile içi tecavüze uğramaktadır. 2000 yılı Genel nüfus sayımı sonuçlarına göre Türkiye’de yaşayan 6 yaş üstü 29,5 milyon kadının hala 1/5’i okuma yazma bilmemektedir. Kadınların %21’i herhangi bir okul mezunu değildir, /37’si ise ilkokul mezunudur. Kadınlar açısından eğitim hakkının kısıtlanması, haklarıyla, özellikle de yaşam tarzını belirleme, şiddete maruz kalmama ve adalete erişim haklarıyla ilgili bilgilere ulaşmasını engellemektedir. Avrupa Birliği’nin Kopenhag kriterleri ve Katılım Öncesi Ortaklık Programı çerçevesinde yürütülen çalışmalar, pek çok kadın hakları gruplarının yıllar süren kampanyaları ve başarılı lobi faaliyetleriyle örtüşmesi sonucunda arzu edilen düzeyde olmasa bile eşitlik yönünde önemli adımların atılmasına neden olmuştur. Temel yasalarda gerçekleşen değişikler sonucunda kadınların elde ettiği kazanımlar özetle şöyle sıralanabilir: * Ocak 2002’de yürürlüğe giren Medeni Kanun, başta aile reisliği olmak üzere eşitlik ilkesine aykırı pek çok maddeyi değiştirerek evlilik birliğinde velayet, aile konutu, mal rejimi gibi konularda eşlerin eşit hak ve yükümlülüklerine dayalı yeni düzenlemeler getirdi, Yeni Medeni Yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte psikolog, sosyal hizmet uzmanlarını bünyesinde barındıran Aile Mahkemeleri 2003 yılında kurulmaya başlamıştır. * Anayasa’da 2004 yılında gerçekleşen değişikliklerle kadınla erkeğin her alanda eşit haklara, eşit fırsatlara kavuşması ve CEDAW (Kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi) Sözleşmesi de dâhil olmak üzere temel hak ve özgürlükleri hedef alan uluslararası belgelerin kanunların üzerine çıkarılması hükme bağlanmıştır. Anayasa değişikliği ile eşitlik maddesine “devletin kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasında sorumlu olduğu” açıkça yazıldı, * 2004 yılında kabul edilen ve 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni Ceza Yasasıyla kadına yönelik cinsel şiddet eski kanunun aksine topluma karşı suçlar bölümünde değil kişilere karşı suçlar bölümünde ele alınarak bir dizi yaptırım öngörüldü. Yasanın sistematiğindeki bu değişim kanun koyucunun nihayet kadını genel ahlakın ailenin bir parçası olarak değil de bağımsız bir birey olarak ele alması açısından önemlidir. Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar bölümünde evlilik birliği içinde tecavüzün suç olması gibi pek kadın örgütünün yıllardır mücadele ettiği talepler yasalaşmıştır. * İş Yasasında yapılan düzenlemeye göre aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamayacağı hükmü getirilmiştir. Ayrıca yasada işverenin işçiye cinsel tacizde bulunması veya işyerinde bulunan diğer kişiler tarafından tacize uğradığını bildiği halde işverenin gerekli önlemleri almaması halinde işçinin derhal fesih yetkisinin bulunduğu hükmü yer almaktadır. Tüm eksikliklerine rağmen kadınlarla ilgili olarak son yıllarda yasalaşan düzenlemeler bütünsel olarak ele alındığında kadının insan hakları standardını yükselttiğini tespit etmek mümkün. Yeterli alt yapının oluşturulmaması, gerekli bütçenin ayrılmaması ve yasaların tanıtımın yapılmaması uygulama açısından atılan adımlar çok cılız ve yetersiz kılmaktadır. Merkezi düzeydeki bu eksikliğin giderilmesi açısından sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir. Yasal haklar için kadınların desteklenmesi projesi bu eksikliği gidermeye dönük olarak uygulamada kadının insan hakları standardını yükseltmeyi hedeflemektedir. |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|